FİDAN - Dini, İlmi ve Edebi Dergi
                                                                                    
                                                                                    
                                                                                    
                                                                                    
 
   
 

Anasayfa

Yazarlarımız

Hakkımızda

Künye

ABONELİK FORMU

İletişim

Kapak

Hasbihal

Kapak Konusu

Makaleler

Bakış

İfade-i Meram

Yansımalar

Kurana Dair

Köşeler

Kültür Deryamızdan

Sağlık

Kadın ve Aile

Hakikat Heybesi

Gündem

Şiir Tahlili

Oku Yorum

Üstad

Dünya Gündemi

Röpörtajlar

Aktüel Röportajlar

 Doç. Dr. Necdet Şengün
DEÜ İlahiyat Fakültesi Türk - İslam Edebiyatı Ana Bilim Başkanı

Sayi: 89 / Temmuz - Eylül 2016

Ahlak ve Nasihat Kitaplarına Dair

Kıymetli okuyucular,

Bu sayımızdan itibaren, sizlerle sanat ve edebiyat yazıları ile birlikte olmayı ümit ediyoruz. Bazen sayının konusuna mutabık olarak bazen de farklı hususlarda sanat ve edebiyat yazılarına devam edeceğiz. Bildiğiniz üzere bu seneki sayılarımız, ahlak konusu eksenli olarak çıkmaktadır. Biz de bu seneki üçüncü sayıda konuya mutabık olarak müelliflerimizin ahlaka ve nasihate dair yazdığı kıymetli eserleri konu alarak başladık. Bununla meselenin önemini ve hemmiyetini bir kez daha vurgulamak istedik. Hakikaten ahlak konusu çok önemli bir meseledir ve milletlerin hayat seyrinde onların yönünü tayin eden en önemli hususlardan biridir. Temel dinî kaynaklarımıza baktığımızda bu hususlarla ilgili olarak pek çok âyet-i kerîme, hadîs-i şerîfe, kelâm-ı kibâr, atasözü ve deyim bulmak mümkündür. Bu düsturların yeniden dile getirilmesi, anlatılması, “et-tekrâru ahsen” kabilindendir ve hepimizin faydasına olacak bir durumdur.

Öte taraftan milletimizin yazı ve edebiyat macerası da genelde ahlak ve nasihat kitapları yazmakla başlamıştır. Türklerin İslâm ile müşerref olmalarıyla beraber bu husus bizim yazı hayatımızı da derinden etkileyerek daha ilk ürettiğimiz
eserlerde kendilerini göstermişlerdir. Örneğin Kutadgu Bilig gibi Atabetü’l-Hakâyık gibi daha sonraları Hoca Ahmed Yesevî’nin Dîvân-ı Hikmet’i gibi eserler, dönemin idarecilerine, önde gelen şahıslara veya halka hakkı ve hakikati tavsiye sadedinde yazılmış eserlerdir. Hiç şüphesiz bu eserleri kaleme alan şahıslar, hem ferd hem de toplum için İslâm’ın ortaya koyduğu ahlakî prensipleri kitaplarında dile getirmişler ve böylece ferdin ve toplumun ahlakını güzelleştirme ve olgunlaştırmada önemli görevler üstlenmişlerdir.

Hz. Peygamber’in “Din nasihattir” hadisinin son dönemlerde, “Din samimiyettir” şeklinde anlaşılması gerektiği yönündeki görüşler artsa da, bu hadisi literal manası ile, yani din nasihattir, din öğüttür şeklinde anlamak da mümkündür. Nitekim
ecdat bu hadisi bu manası ile de anlamışlar ve etrafındaki insanlara, çocuklara, gençlere, hanımlara hatta idarecilere ve padişahlara nasihat etmeyi, onların hâl ve gidişatını düzeltmeyi kendilerine bir vazife addetmişlerdir. Bu anlamda
Türk edebiyatına şöyle bir atf-ı nazar ettiğimizde hem manzum hem de mensur olmak üzere pek çok ahlak kitabı, nasihatnâme, pendnâme veya siyasetnâme türünde eser kaleme alındığını görmek mümkündür. Şimdi burada bu kitapları tek tek tanıtarak sizleri sıkmak istemem. Zaten bu husus, bu kısa yazıya asla sığacak boyutlarda da değildir. Ancak ben burada yazı tarihimizin bir başından bir ortasından bir de sonundan milletimize yön veren, onların ahlaklı, erdemli, firasetli ve basiretli bir toplum olmasına büyük katkılar sağlayan üç kitaptan bahsederek konuyu tamamlayacağım.


Kutadgu Bilig - Yûsuf Has Hâcib

Bu kitapların ilki, tarihî şahsiyeti hakkında pek fazla bilgiye sahip olmadığımız, ancak eserine bakınca donanımlı ve yetkin bir kimse olduğunu anladığımız Yûsuf Has Hâcib’in, XI. yüzyılda, 1070’li yıllarda kaleme aldığı Kutadgu Bilig’dir. “Kutadgu Bilig”, “Mutlu Olma Bilgisi” anlamına gelir ve bir kimsenin hangi şeyleri yapar veya hangi şeylerden uzak durursa mutlu olacağını tartışır. Yûsuf Has Hâcib, toplumdaki farklı kesimlerden meseleye bakmış ve ilhamını âyet ve hadislerden alarak bazı düsturları milletimizin karakter ve mizacına yerleştirmiştir. O, iyi bir vatandaş nasıl olmalıdır? İyi bir padişah yani idareci nasıl olmalıdır? Dünya ve ahiret dengesi nasıl olmalıdır? Ahlak ve erdem nasıl elde edilir? gibi daha pek çok soruya cevap aramıştır. Yûsuf Has Hacib bu kitabıyla önemli bir boşluğu doldurduğu gibi zamanına göre oldukça zor bir işi de başarmıştır. Zira altı bini aşkın beyte sahip eseri manzum şekilde tertip etmiş, eserde dört farklı sembolik karakteri konuşturarak tiyatral bir eser meydana getirmiş ve hem de ahlak ve nasihate dair bütün düşüncelerini bu eserde toplamıştır. Oldukça hacimli bir eser olan Kutadgu Bilig, yeniden milletimizin damarlarına ahlak ve öğütler
zerk etmek ve adeta yeniden bir bengisu vermek için kütüphanelerde, sahaflarda bizleri beklemektedir. Rahmetli Reşid Rahmeti Arat’ın çevirisi ile hazırlanan eser değişik yayınevleri tarafından yayımlanmıştır. 

Ahlak-ı Alâî - Kınalızâde Ali Çelebi

İkinci olarak temas etmek istediğimiz şahıs ve eseri; XVI. yüzyılın önemli ahlakçısı ve âlimi Kınalızâde Ali Çelebi’dir. 1511’lerde Isparta’da doğan ve pek çok medresede müderris ve pek çok yerde kadı olarak hizmet ettikten sonra Edirne’de 1584 yılında vefat eden bu zâtın yazmış olduğu Ahlak-ı Alâî adlı eser, Türk yazı tarihinin şah eserlerinden biri olmaya şayestedir. Kınalızâde, eserin baş tarafında ilimlerin tasnifini yaptıktan sonra, huy, mizaç gibi bazı kavramları tahlil eder. Ardından da kitabı üç kısma ayırarak ferdî ahlak, aile ahlakı ve devlet ahlakı şeklinde tasnif eder. Kınalızâde adeta kendisinden önceki bütün birikimi emerek eserini meydana getirmiştir. Dolayısıyla Ahlak-ı Alâî, Kutadgu Bilig’den kendi zamanına kadar olan birikimi de kullanan bir eserdir. Daha önceki ahlak ve nasihat kitapları, bu hususta görüş serdetmiş ulemanın görüşleri ve konuyla ilgili hemen her şeyi eserde bulmak mümkündür. Dolayısıyla eser adeta bir ahlak ve nasihat hazinesi hükmündedir. Çeşitli zamanlarda sadeleştirilerek yayımlanan eser, son zamanlarda yüksek lisans ve doktora çalışmalarına konu olmuş ve bu çalışmalar da kitaplaştırılarak istifademize sunulmuştur.

Gençlerle Başbaşa - Ali Fuat Başgil

Üçüncü ve son olarak kendisi ve eserinden bahsedeceğimiz şahıs Ali Fuat Başgil’dir. Ali Fuat Başgil’in 1949 yılında kaleme aldığı Gençlerle Başbaşa adlı küçük eseri, ahlak ve nasihat kitaplarımızın son halkalarından biri olarak değerlendirilebilir. Zira XIX. yüzyılla birlikte ahlak ve nasihate dair kitapların önemini kaybettiği, artık bu tarz kitapların sayısının son derece azaldığı görülmektedir. Böyle bir ortamda bu ihtiyacı yeniden hisseden Başgil, belki önceki ahlak ve nasihat kitaplarından biraz daha farklı olarak -ki Başgil’in kitabı daha çok gençleri başarıya motive etmek sadedinde kaleme alınmıştır- gençlere seslenmiş ve nasihatleri ile onlara yol göstermiştir. Onların zihnî ve kalbî unsurlarını birleştirerek yeniden başarılı, mutlu ve şuurlu gençler yetiştirmeyi hedeflemiştir. Bu eser de bugün elimizdedir ve okuyucular tarafından okunmayı beklemektedir.

Kıymetli okuyucu, bu yazıda, İslam ile müşerref  olmamızdan bu yana, dedelerimizin kaleme aldığı pek çok ahlak ve nasihat kitabından üçüne dikkat çekmeye çalıştım. Bunlardan birincisi, özellikle idarecilere nasihatleri ön plana çıkaran bir siyasetnâme; ikincisi, genel halk kitlesine hitap eden bir ahlak kitabı; üçüncüsü ise, gençleri hedef alan bir öğüt kitabı idi. Bu ahlak ve nasihat kitapları, aslında bizi biz yapan değerleri, erdemleri, ahlakî ve örfî düsturları içerisinde barındıran eserlerdir. Bugün ahlakî düsturlardaki bozulma ve dağılmanın önüne geçmek için, yeniden köklerine ve özüne dönmek, sanıyorum önemli alternatiflerden biridir. Böyle bir dönüş hareketini başlatabilmek için de tarihimizde bize referans olan, bize yol gösteren, yolumuzu aydınlatan eserler ve şahıslar mevcuttur. Ben yukarıda bunlardan üç tanesine ayna tutmaya çalıştım. Ancak bu sayının her yüzyıla, her elli yıla hatta her yirmi beş yıla ışık tutabilecek sıklıkta olduğunu, yani ahlak ve nasihate dair oldukça önemli sayıda kitabımızın var olduğunu bilmemiz gerekir. Bu eserler, Kur’an ve hadis merkezli bir ahlak anlayışının, örfümüz ve geleneklerimiz ile yoğrulmuş bir hamulesinden ibarettir. Bu açıdan bugün dertlerimize çareyi, hastalıklarımıza ilacı başka yerlerde aramaya gerek yoktur. Elimizdeki reçeteler, bu hastalıkları tedavi edebilecek en güzel ilaçları mündemiçtir. Vesselam…

İmam Hatip Takvimi
 
 

Fidan Dergisi © 2009 - 2017 Hakları Saklıdır.

TRX Yazılım Tarafından Yapılmıştır.