FİDAN - Dini, İlmi ve Edebi Dergi
                                                                                    
                                                                                    
                                                                                    
                                                                                    
 
   
 

Anasayfa

Yazarlarımız

Hakkımızda

Künye

ABONELİK FORMU

İletişim

Kapak

Hasbihal

Kapak Konusu

Makaleler

Bakış

İfade-i Meram

Yansımalar

Kurana Dair

Köşeler

Kültür Deryamızdan

Sağlık

Kadın ve Aile

Hakikat Heybesi

Gündem

Şiir Tahlili

Oku Yorum

Üstad

Dünya Gündemi

Röpörtajlar

Aktüel Röportajlar

 Mehmet Coşar
cosar_m@hotmail.com
Eğitimci / Yazar

Sayi: 89 / Temmuz - Eylül 2016

Ana ve Çocuk

Şair, ana hakkında ne güzel söylemiş: “Ana başta taç imiş,  Her derde muhtaç imiş, Bir evlât pir olsa da, Anaya muhtaç imiş. 

Görüldüğü üzere bu dizeler, ana kavramının  insan üzerine ne derece etkili bir role sahip olduğunu çok güzel bir şekilde vurgulamaktadır. 

İslâm’a göre ilk ana, Hz. Havva’dır. İlk anadan bugüne kadar insanoğlu birçok büyük işin başına ana kelimesini koymayı âdeta alışkanlık haline getirmiştir. Ana fikir, ana kaynak, ana dâva, ana muhalefet... Ülkelerinden uzak yerlerde yaşayanlar bile bir “anavatan” özlemi içinde yaşarlar. Başına bir dert gelen: “Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar.” demek suretiyle gerçek anlamda annenin değerini vurgular.

 Dinler arasında da anaya en büyük değeri, İslâm vererek cennet gibi bir makamı anaların ayakları altına sermiştir. Peygamber Efendimiz (sav): “Cennet anaların ayakları altındadır.” demiştir.

Anneliğin Ücreti

“Bir gün bir çocuk, mutfakta yemek yapan annesinin yanına geldi ve ona üzerinde bir şeyler karaladığı kâğıdı uzattı. Anne ellerini bir havluyla kuruladıktan sonra, oğlunun yazdıklarını okumaya başladı:

“Çimenlerin kesimi için: Beş dolar.Bu hafta odamı topladığım için: Bir dolar. Bir kere senin yerine markete gittiğim için: yarım dolar. Sen alış-verişte iken kardeşime baktığım için: yarım dolar.


Çöpleri dışarı çıkarttığım için: Bir dolar. İyi bir karne getirdiğim için: Beş dolar. Bahçeyi temizlediğim için: İki dolar. Toplam: On beş dolar.” 

Kadın, bu hesap karşısında önce afalladı, biraz da sinirlendi ama sonra kendini toparlayıp elindeki kâğıdın arkasına hızlı hızlı bir şeyler yazmaya başladı:“Seni dokuz ay karnımda taşıdığım için: Ücret yok. Başında sabahladığım her gece için ücret yok.  Bana verdiğin tüm yorgunluklar için ücret yok. Sana aldığım oyuncaklar, giysiler ve yiyecekler için ücret yok. Derslerine yardım ettiğim için ücret yok. Çamaşır, ütü, yemek için ücret yok.” Kadın, bu kadarının yeterli olacağını düşünüp kâğıdı çocuğunun eline tutuşturduğunda çocuk, annesinin yazdıklarını okumaya başlayınca her satırında yüzü biraz daha kızarıyor ve yaptığı hatayı anlıyordu. Gözleri doldu ve utana sıkıla: “Seni çok seviyorum, anneciğim, özür dilerim” dedi. Sonra da kalemi eline alıp, kendi hesabının altına büyük harflerle şunları yazdı: “Peşin Olarak Ödenmiştir”

Dünyaya ne kadar büyük insan gelmişse ve dünyada ne kadar büyük insan varsa hep bir ananın eseridir. Her birimiz de bir ananın eseriyiz. Ülkemizin bulunduğu coğrafyanın adı bile: Anadolu...

Dinimiz de anaya bu derece kıymet verdiğine göre demek ki, her yönden anayla kuşatılmış durumdayız. Öyleyse onu sevmeye mecbur ve mahkûmuz.
Ne demiş şair?
“Ağlarsa anam ağlar,
Başkası yalan ağlar.”

İmam Hatip Takvimi
 
 

Fidan Dergisi © 2009 - 2017 Hakları Saklıdır.

TRX Yazılım Tarafından Yapılmıştır.