FİDAN - Dini, İlmi ve Edebi Dergi
                                                                                    
                                                                                    
                                                                                    
                                                                                    
 
   
 

Anasayfa

Yazarlarımız

Hakkımızda

Künye

ABONELİK FORMU

İletişim

Kapak

Hasbihal

Kapak Konusu

Makaleler

Bakış

İfade-i Meram

Yansımalar

Kurana Dair

Köşeler

Kültür Deryamızdan

Sağlık

Kadın ve Aile

Hakikat Heybesi

Gündem

Şiir Tahlili

Oku Yorum

Üstad

Dünya Gündemi

Röpörtajlar

Aktüel Röportajlar

 Mustafa Yaman
myaman99@hotmail.com
Kestanepazarı Halkla İlişkiler Müdürü

Sayi: 89 / Temmuz - Eylül 2016

Kurban İbadetinde İhlas ve Takva

Mü’minlerin Allah’ın emrettiği ve Rasulüllah (sav)’in öğrettiği kulluk vazifelerini yapmaya çalışırken tek bir gayesi vardır. Allah’ın rızasını kazanmak, O’nun katında iyi bir kul olarak O’na yakın olabilmek... İbadetlerimiz bunun içindir. 

Allah’a karşı yapılan tüm ibadetlerde olduğu gibi, Kurban ibadetinde de Allah’ın rızasını kazanmakmaksadıyla, Allah’ın adını anarak kesilen kurbanlar, Allah’a yaklaşma vesilesidir.

Kurban; yalnızca Allah’a ibadet etmek maksadıyla kesilen hayvanın adıdır. Kulun, kendisine mutluluk veren bir şeyle Allah’a yaklaşmasıdır. Kurban kesmeye niyetlenen bir Müslüman tam bir ihlâs içinde olmalı; daha fazla et, gösteriş ya da toplumda itibarının zedelenmesi gibi nefsanî kaygılarla kurban kesmemelidir.

Hz. Mevlana, kurbanın manevî yönünden ziyade şekil planına takılanları şöyle ikaz eder: “Sakın ola ki keçinin gölgesini kurban etme!..” Zira kurban edilen hayvanın eti, kemiği gölge varlıklardır. Asıl olan onun ifade ettiği manadır. Gönül, bu mananın farkında olmalıdır. Süfyan-i Sevrî Hazretleri “Eskiler nasıl amel edeceklerini öğrendikleri gibi, nasıl halisane niyet edeceklerini de öğrenirlerdi.” sözüyle, yapılan ibadetlerin şekil yönünden daha çok mana yönünün kavranması gerektiğine işaret ediyor.

Kurban Sadece Şeklî Bir İbadet Değildir

Kurban kesmekten asıl maksat, Allah’a teslimiyet ve tevekkül şuuruyla kullukta bulunma hususunda gönüllerin huşu içinde olmasıdır. Yani kurban, sadece şeklî bir ibadet değildir. Diğer ibadetler gibi ruhî bir iştiyakla yerine getirilmelidir. Zira Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: “(Kurbanların) ne etleri, ne de kanları Allah’a ulaşır. Allah’a ulaşan, ancak takvanızdır…” (Hac, 22/37) Bunun içindir ki kurbandan gaye Allah’ın emrine kayıtsız şartsız itaat etmektir. Allah’a yaklaşma arzusunun, kalpteki halis niyetin izharıdır. Kurbanda hak katına yükselerek kabul görecek olan da, kulun bu gönül kıvamıdır. Yoksa kurbanın eti, kemiği değildir.

Kurbanda Gaye Takva’dır

Allah’a ulaşacak olan, kulun takvasıdır. Takva üzere yaşamayan, itikat, ibadet, ahlak ve muamelat (işler)inde ciddi problemler bulunan birinin, ibadet ve amelleri de düzgün olmaz. Çünkü eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz. Böyle kimselerin, ibadetlerinde; riya, gösteriş, birileri tarafından ayıplanma korkusu gibi fani gayeler ve nefsanî marazlar bulunmaktadır. 

Allah için yapılan ibadetlerde olduğu gibi kurban ibadetinde de takva üzere olmalıyız. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: “Onlara, Adem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen (Kabil) ‘Andolsun seni mutlaka öldüreceğim!’ demişti. Öteki (Habil) ‘Allah ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder’ demişti.” (Mâide, 5/27) Bu ayetten de anlaşılıyor ki Habil her işinde Allah’ın rızasını gözetiyor. Kabil ise bunun tersine bir yaşantı içindedir.

Takva derecemizin en büyük engeli nefsimizdir. Nefsânî zaaflarımız takva derecesini kazanmamızda en büyük engeldir. Bunun bilincinde olarak kulluk için emredilen veya teşvik edilen amellerin takvamıza katkı sağlayabilmesi için, onların maksatlarını gözeterek eda edilmesi gerekir. İşlenen amel bizi maksadına götürmüyorsa, şekil yönünden doğru icra edilse bile takvamıza artı bir değer kazandırmaz. Kurban ibadetinin maksadı bizi, Allah’a yaklaştıracak nefsimizden bir fedakârlığın gerçekleştirilmesidir.

Hz. İbrahim’in Hz. İsmail’i kurban etme kıssasında kendi hayatımız için çıkaracağımız çok önemli dersler vardır. Acaba biz de onun gibi nefsimize karşı bir mücadele içinde olabiliyor muyuz? Buna vereceğimiz olumlu veya olumsuz cevap
bizim takvamızı belirleyecektir.

Takva, ibadetlerin kabul şartıdır. Yani kurban kesmeye niyetlenen bir mü’min, Allah’ın rızasını kazanma duygusuyla, tam bir ihlâs ve samimiyet duygusu içinde olmalıdır.

Rabbim, kurbanlarımızı keserken ihlâs ve takva içinde bulunmayı nasip etsin. Bu duygularla keseceğiniz kurbanlarınızın kabulünü niyaz eder, kurban bayramınızı tebrik ederim.

 

İmam Hatip Takvimi
 
 

Fidan Dergisi © 2009 - 2017 Hakları Saklıdır.

TRX Yazılım Tarafından Yapılmıştır.